KIZILDERİLİ ATEŞİ…
insan rejenerasyon onarım seti
ÜRETİLEN KOLLAİDAL İÇERİKLER;
MAGNEZYUM/Magnesia/25-30 PPM
Kolladial Magnezyum Suyu Nedir Faydaları Nelerdir?
Magnezyumun sağlığa faydaları
Astımı önlemeye yardımcı olmaktadır:
Kronik astımdan muzdarip hastalar magnezyum takviyelerinin yardımı ile nefesi normalize etmek mümkün olabilmektedir. Magnezyum, bronşiyal kasları rahatlatmakta ve nefes darlığının düzenlenmesinde etkilidir. Aynı zamanda, hırıltılı nefes ve nefes darlığı intravenöz magnezyum idaresi yoluyla giderilebilmektedir.
Kemik sağlığını destekler:
Magnezyum doğrudan kemik yoğunluğu ile ilgilidir. Vücutta magnezyum mineralinin eksikliği osteoporoz hastalığının nedeni olabilmektedir. Bu neden sağlıklı kemikler için magnezyum vazgeçilmezdir. Magnezyum D vitamini, bakır ve çinko ile birlikte, vücuttaki kalsiyum seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Yaşla beraber oluşma riski yükselen osteoporozun gelişme şansını ortadan kaldırmada son derece etkilidir.
Kardiyovasküler sağlığa iyi gelir:
Magnezyumun en önemli avantajlarından biri, koroner kalp hastalığı riskini düşürme ile bağlantılı olmasıdır. Yapılan araştırmalarda, yeterli magnezyum alımının felç riskini azaltabileceği ileri sürülmüştür. Magnezyum eksikliği kalp krizi sonrası komplikasyon riskini ve anormal kalp ritmi riskini artırabilmektedir. Bu nedenle, önerilen miktarlarda magnezyum takviyeli besinlerin tüketimi kalp-damar sistemi için oldukça yararlıdır.
Kan basıncı düzeylerine etki eder:
Magnezyum doğal kan basıncının düzenlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Magnezyum takviyeli meyve ve sebzeler potasyum ve magnezyum açısından iyi kaynaklardır. Bu tarz meyve ve sebzelerin besin programına eklenmesi yüksek kan basıncını düşürmek için faydalı olabilmektedir.
Diyabete iyi gelir:
Yapılan çalışmalar, magnezyum eksikliği olan bireylerde tip-2 diyabet ve ciddi diyabetik retinopatinin gelişme riski olduğunu göstermektedir. Magnezyum, karbonhidrat metabolizması ve insülin aktivitesinin etkilerine destek olmaktadır. Böylece de kan şekeri seviyelerinin kontrolünü sağlamaktadır. Günlük olarak magnezyum tüketiminin tip-2 diyabetin gelişiminde riskini yüzde 15 oranında azalma olduğu kanıtlanmıştır.
Şiddetli baş ağrılarını (migren) önler:
Migren sebep olduğu şiddetli ağrılarla günlük işlerdeki performansı zor bir hale getirmektedir. Önleme genellikle en iyi tedavi yöntemidir. Ulusal Sağlık Enstitüleri göre, sık sık migreni tecrübe eden insanların migrenden muzdarip olmayan kişilere kıyasla doku ve kandaki magnezyum seviyelerinin düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bu nedenle, migreni önlemek için magnezyum takviyesi alımı muhtemelen etkili olacaktır.
Depresyonu önler:
Magnezyum beyin ve nöronların biyokimyası ile bağlantılıdır. Yapılan çeşitli araştırmalar, magnezyum takviyeleri ile depresyon tedavisini daha etkili hale getirmenin mümkün olduğunu göstermiştir. Hatta yapılan farklı bir çalışmada, her öğünde ve uyumadan önce magnezyum takviyeli besinler tüketiminin bir hafta sonra bile hızlı bir toparlanma yaşattığı görülmüştür. Uzmanlar depresyonun önlenmesi ve yönetimi için magnezyum tüketiminin güvenli bir yol olduğunu savunmaktadır.
PMS belirtilerini azaltır:
Yapılan çalışmalara göre, magnezyum takviyelerinin premenstrüel sendrom (PMS) belirtilerinin bazılarını hafifletmeye yardımcı olabileceği düşünülmektedir. PMS regl dönemi gelmeden bazı kadınların duygusal ve fiziksel belirtiler yaşamasıdır. Magnezyum tüketimi ise ödem, şişkinlik, değişken ruh hali, sinirlilik, baş ağrısı, depresyon gibi PMS belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilmektedir.
Uykusuzluğa iyi gelir:
Herkesin uykuya ihtiyacı vardır. Neyse ki magnezyum bu konuda oldukça iyidir. Hayati bir mineral olan magnezyum uygun seviyelerde alındığında beynin GABA reseptörlerine yardımcı olmaktadır. Magnezyum tüketimindeki artış ile ilk gün bile daha dinlendirici bir uykunun çekildiği fark edilmektedir.
Kas ve eklem ağrılarını rahatlatır:
Magnezyum eksikliği kaslarda ağrı ve gerginliği artırmaktadır. Uygun miktarlarda magnezyum tüketimi ise kasların rahatlamasına yardımcı olmaktadır. Yapılan klinik bir çalışmada, düzenli olarak alınan magnezyumun kas spazmlarını azalttığı ve hızlı bir dinlenme sağladığı gözlemlenmiştir. Doğal bir ağrı kesici olan magnezyum ilaçların yerine kullanılmak için bir alternatif oluşturmaktadır.
Cilt sağlığını destekler:
Magnezyumun cilt üzerinde de oldukça olumlu etkileri vardır. Bu mineral bir elektrolit sayesinde hidratlı hücreleri tutmak için önemli bir rol oynamaktadır. Yeterince hidrat temin edildiğinde cildin genç görünümü mümkün olmaktadır. Bu nedenle, magnezyumun cilt sağlığı üzerinde doğrudan bir faydası vardır.
Beyin fonksiyonlarını geliştirir:
Düşük seviyelerdeki magnezyum beyin üzerinde aşırı stres ve yorgunluğa neden olabilmektedir. Uygun miktarlarda alındığında ise beyin fonksiyonlarını hızlandırabilmektedir. Günlük olarak magnezyum alımı bilişsel yetenekleri güçlü bir şekilde geliştirmektedir. Eğer bir sınavınız var ise ya da bir proje üzerinde çalışıyorsanız, magnezyum tüketimi iyi sonuçlar almanıza desek olabilmektedir.
Kalp sağlığını destekler:
Magnezyum kas fonksiyonu için gerekli olduğundan, kalp sağlığı için magnezyum ihtiyacı sürpriz olmamaktadır. Magnezyum ayrıca kalp atışının düzenlenmesine yardımcı olmak için vücuttaki elektrik sinyallerinin iletimini destekler. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda, sağlıklı magnezyum düzeylerinin geliştirilmiş kan akımı ve düşük kan basıncı arasında bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Vücudu temizler:
Magnezyum güçlü bir detoks olarak kabul edilmektedir. Bu neden vücudun düzgün çalışması için magnezyum gereklidir. Ağır metaller, çevresel kimyasallar, pestisit ve herbisit ve diğer çeşitli toksinler büyük ölçüde vücuda alınan magnezyum sayesinde engellenmektedir.
Kanser riskini azaltır:
Kanser oranları geçtiğimiz yüzyıl boyunca önemli ölçüde artmıştır ve önümüzdeki birkaç yıl içinde neredeyse iki katına çıkması bekleniyor. Ama vücudunuzdaki sağlıklı magnezyum seviyelerini korumak kansere yakalanma riskini büyük ölçüde azaltabilmektedir.
Sindirim problemlerine iyi gelir:
Eğer irritabl bağırsak sendromu (IBS) veya kabızlıktan muzdarip iseniz yardım için magnezyuma başvurabilirsiniz. Bağırsak yolunun ve midenin düzgün bir şekilde çalışması için gerekli olan asitler etkisiz hale geldiğinde oluşan problemleri hafifletmek için magnezyum doğal bir yoldur.
Diş sağlığını destekler:
Magnezyum tüketimi çoğunlukla kemikler için faydalı olduğundan bu durum direk diş sağlığına da etki etmektedir. Magnezyum, vücudun daha iyi güçlendirilmiş kemik ve iyi biçimlendirilmiş diş sağlığı için önemli olan kalsiyumu absorbe etmeye yardımcı olmaktadır.
Hamilelikte faydalıdır: Magnezyum bebeğin büyümesi ve sağlıklı bir hamilelik geçirmek için esastır. Uygun magnezyum alımı, ağrı eşiğini yükselten kemik eksiklikleri riskini azaltır, kan dolaşımını iyileştirir ve eklampsi önleyebilir.
Mesane kontrolüne yardımcı olur:
———————————————————–
İyot
İyodun Tedavi Edici Etkileri ve İyodun Tedavi Edebileceği Durumlar
Tedavi Edici Etkiler Durumlar
Antibakteriyel hiperaktivite bozukluğu)
Anti-kanser
Parazit öldürücü
Anti-viral
pH Yükseltici
Mukolitik Madde
İyot ile Tedavi Edebilecek
ADD/AD HD (dikkat eksikliği)
Ateroskleroz
Meme Hastalıkları
Dupuytren Kontraktürü
Aşırı Mukus Üretimi
Yorgunluk
Fibrokistik Meme Hastaliği
Guat
Hemoroid
Baş AğrIları ve Migren Baş Ağrıları
Hipertansiyon
Enfeksiyonlar
Keloid
Karaciğer Hastalıkları
Nefrotik Sendrom
Yumurtalık Hastalıkları
Kulakalti Bezi Kanal Taşlar
Peyroni Hastalığı
Prostat Rahatsızlıkları
Sebasöz Kistler
Tiroit Bozuklukları
Vajinal Enfeksiyonlar
———————————–
BAKIR SUYU/8 PPM
Bakır: proteinlerin kombinasyonu düzenler. Enzimleri iyileştirir ve çeşitli besinin parçalanmasından özelikle şekere karşı metabolizmadan sorumludur. Bakır bileşik olur, örneğin: herhangi bir besinle birleşerek onu demire dönüştürür demir eksikliğini giderir. Oksijen taşıyıcı hemoglobin özelliklerdedir. Bu vucutta oksijen dolaşımını dengeler buda kandaki kırmızı madde (al yuvarlar) çoğalır anlamına gelir. Bu teşhis anemi hastalarının dikkat etmesi gerektiği anlamındadır. İkincisi olumsuzluğu fazla tüketimi bağışıklık sistemini etkileyen bir hemoglobin eksikliği anlamına gelir. Bakır enzimleri ve renk pigmentlerini düzenler. Güneş ışığı içindeki zararlı ışınlara ve ultraviyoleye karşı koruyucu cilt toniği olarak davranır. Hücreler ve hormonlar için bakır çok önemlidir. Hücre nöronlarının miyelin katmanı ve elastin için bakır gereklidir. Kılcal kan damarları ve cildi sıkı (kırışıklıklar) tutmak için bakır gereklidir. Teni elastikleştirmenin yanı sıra yenileme yapar. Kolloidal bakır damar problemlerini çözer, işlemeyen damarları ve varisi iyileştirir. Sağlıklı kan, parlak saç ve güzel cildin yanısıra açık (duru) bir beyine sahip olmamızı sağlar. Kollodial Bakır damarlarda dolaşan serbest radikallere karşı bir antioksidan olarak kullanılır. Tarihte Gençlik Çeşmesi olarak bilinen bakır bu vasfını tamamen hak ediyor. Temel hormonal rahatsızlıklar bakır kullanımı ile belirli ölçülerde duruyor. Bir örnek olarak adrenalin üretimi çoğalır veya norepinefrinin içine girerek onu dopamine dönüştürür. Dopamin yaşam sevinçi oluşturmak ve neşeli olmamızı sağlayan hormonlardan biridir. Ancak, dopamin de noradrenalin başka bir hormonun öncüsüdür bunu burada açıklamak doğru değil fakat fazlası uyuşturucu etkisi yapar. Bakır histamin gibi fazla hormonları sökmek için kullanılır buda kiloyu dengeler, alerjik reaksiyonları ortadan kaldırır. Histamin kızarıklık ve inflamasyon şişlikten sorumludur. Kollodial bakır akciğer şikayetleri, frengi ve zihinsel hastalıkların tedavisi için tavsiye edilir. Bakır beyin ve karaciğer için insanların olmasa olmazıdır. Yetişkinler için her gün iki miligram bakır şart. Bakır insan vucudunda oranı 70 ve 150 mikrogramlar arasında olamalı ve kan içinde hareket etmelidir. Bakır eksikliği ile çeşitli zihinsel ve fiziksel rahatsızlıkları ortaya çıkarır. Kolloidal bakır genellikle kahvaltıdan önce sabah alınır. Plastik bir kaşık ile dil altında yaklaşık bir dakika bekletilerek içilir. Yetişkinlerde 10 mlgram. Bebeklere 10 damla. Çocuklara 15-20 damla verilir. ideal olan 6-7-8 PPM (milyon başına parça) konsantre halde. Sulandırarak içildiğinde bu miktar değişir ve gün içinde herhangi bir saatte alınabilir. Kolloidal bakır içme haricinde alternatif bir uygulama olarak kremlere katılarak yada direk cilt üzerinde uygulanıp ovuldugunda da ihtiyaç kısmen karşılanır ve cilt problemlerine iyi gelir ve bu uygulama Vitiligoyu minimum düzeye getirir. Çinko gibi ek bir colloid alınması gerekiyorsa ikisinin arası en az 3 saat olmalı. Literatüre göre bakır zehirlenmeye yol açamaz çünkü metabolizma fazla bakırı bırakır yani absorbe eder. Yan etkileri bu nedenle bilinmemektedir. Alerjiniz varsa mutlaka kolloidal bakır kullanmanızı tavsiye ederim. Biakır alerjisi son derece nadirdir fakat yinede gözardı edilemez. Sadece bakır değil olası her tür alerjiyi test edip bilmek gerek. Karaciğere çok faydalıdır. Genel olarak bakır her tür ette, ıstakoz ve yengeç gibi kabuklu deniz ürünleri içinde bol miktarda bulunur. Fındık, sebze, tahıl, fasulye gibi baklagillerde bol miktarda bakır bulunur.
————————————-
GÜMÜŞSUYU/Kızılderili ateşi katkılı
GÜMÜŞSUYU/30 PPM
Koloidal gümüş, popüler bir alternatif terapidir. Koloidal gümüşün faydalı olduğunu savunanlar kanserden birçok hastalığa iyi geldiğini savunuyorlar.
Peki, gümüş suyu nedir, gümüş suyu hakkında yeterince bilgi sahibi olmayanlar Koloidal gümüş suyu hakkında aşağıda vermiş olduğumuz bilgileri inceleyebilirler.
İşte gümüş suyu hakkında tüm bilinmeyenler…
Koloidal gümüş, bir sıvı içinde asılı olan küçük gümüş parçacıklarını tarif etmek için kullanılan terimdir.
Koloidal gümüş içindeki gümüş parçacıklarının büyüklükleri değişebilir, ancak bazıları çok küçüktürler ki “nanopartiküller” olarak adlandırılırlar. Bu, 100 nm’den küçük ve çıplak gözle görünmez oldukları anlamına gelir.
Modern antibiyotikler geliştirilmeden önce, koloidal gümüş çeşitli enfeksiyonlar ve hastalıklar için çok amaçlı bir çare olarak kullanılmıştır.
Gümüş suyu son zamanlarda, bazılarında antibiyotikleri veya bakteriyel, viral ve fungal enfeksiyonları tedavi etmek için diğer tıbbi tedavilerin yerini alabileceğini iddia ederek, popülerlik bir canlanma yaşadı.
Gümüş suyunun aynı zamanda en önemli faydalı arasında lyme hastalığı, tüberküloz ve hatta HIV / AIDS gibi hastalıkların tedavi edilmesine yardımcı olabileceği bilinmektedir.
Koloidal gümüş ne işe yarar?
Koloidal gümüş suyunun oral olarak alındığında veya bir yara üzerine yerleştirildiğinde geniş antibakteriyel ve antiseptik etkileri olduğu söylenir.
Koloidal gümüşün etkilerinin, gümüşün partiküllerinin büyüklüğüne, şekline ve bunların bir solüsyondaki konsantrasyonuna bağlı olarak değişir.
Gümüş iyonları, vücut sıvıları gibi neme temas ettiğinde gümüş parçacıklarından salınır.
Bunlar, koloidal gümüşün tıbbi özelliklerini veren “biyolojik olarak aktif” parçası olarak kabul edilir
Koloidal gümüşün faydaları nelerdir?
Yapılan araştırmalar koloidal gümüşün bakteriyel, viral ve fungal enfeksiyonların tedavisine yardımcı olabileceğini söyorlar.
Zamanla, antibiyotikler enfeksiyonla mücadele etme yeteneklerini kaybederler. Gümüş suyunun, enfeksiyonla savaşmak için bağışıklık sistemini güçlendirdiği görülmüştür.
Kaşıntıyı ve tahrişi azaltır.
Kızarıklıklara ve kaşınan bölgeye gümüş suyu uygulamak o bölgedeki tahrişin ve kaşıntının azalmasına yardımcı olur. Özellikle güneş yanıklarına uygulamak o bölgenin hızlı bir şekilde iyileşmesini sağlar.
Sinüziti tedavi eder.
Uluslararası Alerji ve Rinoloji Forumu’nda yayınlanan bir araştırmaya göre, sinüs enfeksiyonlarını kontrol etmek için yaygın olarak kullanılan koloidal gümüş suyu, burun spreyi olarak da faydalı olabilir.
Dezenfektan olarak kullanılır.
Tüm yüzeylere sürülerek mikroplardan arınmak için kullanılabilir.
Yaraları iyileştirir.
Ağır olmayan yaraların çabuk bir şekilde iyileşmesini sağlar.
Eklem romatizması.
Gümüş suyunun eklem romatizması hastalığına iyi geldiği bilinmektedir.
Prostat hastalığı.
Prostat gibi hastalıklarda etkili olduğu bilinmektedir.
Gümüş suyu nasıl kullanılır?
Gümüş suyu ağız yoluyla kullanıldığında 6 dakika içerisinde etkisini gösterebilen bir üründür.
Koloidal gümüş suyu, gümüş parçacıklarının saf su içerisinde homojen olarak dağılmış halidir.
Çözülen gümüş partikülleri aynı elektrik yüküne sahip oldukları için birbirini iterler.
Bu sayede çözücü içerisinde tamamen homojen olarak dağılmış olur.Gümüş partiküllerinin aynı elektrik yüküne sahip olup birbirini itmesi ve homojen olarak dağılması, vücutta yığılma yapmamasına olanak sağlar.
Belli bir süre dolaşım sisteminde görevlerini tamamladıktan sonra sindirim sistemi yoluyla dışarı atılırlar
ORMUS /- 104 Mineral
Ormusa monoatomic element denilebilir. Yani elementlerin atom boyutuna düşürülmesi anlamındadır. Altın, gümüş gibi doğada tek atom halinde bulunan maddeler içerir.
Ormus altın, gümüş, çinko, platin, bor gibi elementleri nano teknolojisi ile atomlar arasında kübik bağı çözer ve dizer.
Bu dizilen atomlar sayesinde beyin hücreleri nöron çekirdeğinin içinde bulunan DNA’yı 10.000 kat hızlı çalışmasını sağlar. Bunun yanında, beyni yeniler, onarır, hızlandırır.
Ormus, DNA’yı yeniler hasarları onarır. Sinir ve eklemler arasında meydana gelen kireçlenmeyi yok eder. Enzimlerin sağlıklı çalışmasına yol açar. Böylelikle metabolizma hızlanır, bağışıklık sistemi güçlenir. Ormus, çinko, altın, gümüş, bor başta olmak üzere 84 çeşit element vardır. İçinde barındırdığı çinko sayesinde, bağışıklık sistemi güçlenir, hastalıklara karşı vücut direnci artar, cinsel sorunlar ortadan kalkar.Yine, içinde bulunan altın elementi sayesinde beyin sağlığını destekler, hafızayı kuvvetlendirir, bağışıklık sistemini korur ve güçlendirir.Zengin içeriği sayesinde çok güçlü antioksidandır, vücutta oluşan yara, çizik gibi sorunları çözer, hızlı tedavi sağlar.
Ormusun Faydaları Nelerdir?
Kalp sağlığını korur, kalp spazmları, ritim bozukluğu, kalp krizi, kalp kası tembelliği, kalp kapağı sorunları gibi kalp hastalıklarının riskini azaltır.
Beyin sağlığını korur, beyin nöronlarını hızlandırır, zekayı açar, dikkat dağınıklığı, odaklanma gibi sorunlara çözüm olur.
Hafızayı kuvvetlendirir, unutkanlığı önler, kolay ezber yapmayı sağlar.
Otizm tedavisinde kullanılır.
Sinir, stres halini ortadan kaldırır, sakinlik verir.
Alzheimer, demans gibi beyin hastalıkları riskini azaltır.
Depresyon gibi ruh sorunlarına iyi gelir.
Kemikleri güçlendirir.
Sindirim sorunlarını giderir, kabızlığı önler.
Bağırsakların ve midenin sağlıklı çalışmasını sağlar.
Ülser ve gastrit şikayetlerini giderir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı korur.
Yemeklerden önce tüketildiğinde zayıflamaya yardımcı olur.
Yemeklerin ardından yenirse kilo almaya yardımcı olur.
Bakterileri yok eder ayak ve ter kokusunu önler.
Ağız kokusunu engeller.
Sindirime yardımcı olur, hazımsızlık ve şişkinliği önler.
Kanser ve tümör riskini azaltır.
Saç dökülmesini azaltır.
Cilde parlaklık ve canlılık verir, ince kırışıklıkları yok eder. Yaşlanmayı geciktirir.
Lenf sisteminde iyonik hareketi çalıştırır, bu sayede doku ve kan dolaşımını sağalr.
Rüya görmeyen insanlara tavsiye edilir, rüya görmeyi sağlar.
Ormus Nasıl Kullanılır?
Ormusun faydaları saymakla bitmez. Özellikle beyin sağlığına oldukça faydalıdır. Tarihçesi çok eskiye dayanan bu mucizevi iksiri kullananlar depresyondan kurtulur, sigara, alkol gibi madde bağımlılığından daha kolay kurtulur, beyin sağlığını korur, unutkanlığı gider, hafızası güçlenir.
Ormus, günde üç defa, aç karnına bir çay kaşığı tüketilir. Fazla tüketilen ormus, baş ağrısı yapabilir.
Ormus Gold Çocuklarda Kullanılır mı?
Ormus, çocuklarda kullanılabilir. Özellikle dikkat eksikliği, unutkanlık olan çocuklara tavsiye edilir. Çocuklara ormus, günde 3 defa yaşı kadar damla verilerek kullanılır.
Manna Nedir?
Manna, gençlik iksiri olarak da bilinir. Rivayetlere göre mannanın geçmişi oldukça eskidir. Mannanın ilk olarak kayıp kıta Mu’da kullanıldığı düşünülmektedir. İsminin de Mu’nin çiçeğinden gelen Mu-nna olduğu düşünülür. 1904 Mısır bilimciler tarafından bulunan,2070 metre derinlikteki tapınakta manna bulduğu söylenmektedir. Bu tapınağın tapınak şövalyelerine ait olduğu düşünülmektedir. Yine Hz. Musa’nın kavminin bu iksirden kullandığı rivayet edilir.
ÇİNKO
Çinko, insan sağlığı için oldukça faydalı bir elementtir, bu nedenle düzenli alınması önerilir. Kışın yeterli çinko almak soğuk algınlığına karşı çok iyi korur. Ayrıca, grip, nezle ve soğuk algınlığı geçirilenlerin hastalıklarının ilk günlerinde çinko takviyesi alınması durumunda hastalık şiddetinin ve süresinin azaldığı kanıtlanmıştır. Halk arasında sarı nokta olarak bilinen makula dejenerasyonu, görme kaybına neden olan önemli bir hastalıktır. Genetik yatkınlık, sigara ve sağlıksız beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalığın en önemli nedenlerinden biri de çinko eksikliğidir. Ergenlik ve sonrasında vücudun ihtiyacı olan çinkonun karşılanmaması, zaman içerisinde görme kaybına yol açabilmektedir. Gözün görme fonksiyonunun sağlıklı olarak devam etmesi için sağlıklı beslenme ve çinko alımı büyük bir öneme sahiptir. Kişinin kendini sürekli olarak yorgun ve halsiz hissetmesi çoğu zaman çalışma koşulları ve uyku düzensizlikleri ile bağdaştırılır. Ancak vücudun kendini yorgun hissetmesi, kimi zaman gerekli besin maddelerinin yeterince alınmaması nedeniyle de olabilir. Bu minerallerin en önemlisi ise çinkodur ve vücuttaki değerleri düştüğünde kronik yorgunluğa neden olabilir. Vücut için enerji ve zindelik kazandıran çinkonun, gerekli olan günlük miktarının alınması çok önemlidir. Çinkonun eksikliği bağışıklık sistemini çok olumsuz etkileyebilmektedir. Cilt ve mukoza zarlarının korunmasında etkin bir rol alır. Kronik hastalıkları olan kişiler, düşük çinko seviyesine sahiptir. Bu kişilerde hastalıklara bağlı oluşan yaralar da çinko eksikliği nedeni ile daha hızlı gelişir. Yara iyileşmesini hızlandırdığı için yara tedavisine destek için takviye olarak önerilir. Çinko eksikliği, çocuklarda ishal problemine neden olan enfeksiyonların artmasına neden olabilmektedir. Bağışıklık sistemini oluşturan fonksiyonların, çinkonun eksikliği ile azalması, özellikle çocuklarda ishale yol açmaktadır. Yapılan çalışmalar, bu eksikliğe bağlı olarak gelişen ishalin Güneydoğu Asya, Hindistan, Afrika ve Güney Amerika’da oldukça yaygın olduğu ve çocuk ölümlerine neden olduğunu göstermiştir. Bu nedenle ishal riskine karşı çinko desteği önem arz etmektedir. Ayrıca doktorlar gerekli gördüklerinde sık ishal geçiren çocuklara takviye verebilmektedir. Kadın ve erkeklerde meydana gelen saç dökülmeleri, ergenlik ve yetişkinlik döneminde yaygın olarak görülebilmektedir. Yapılan araştırmalar, saç dökülmesinin ilk nedenini sağlıksız beslenme ve mineral eksikliği olduğunu göstermiştir. Çinko, saç köklerini güçlendiren çok önemli bir mineraldir. Her gün düzenli olarak tüketilen çinko içerikli besinler, beklenmeyen saç dökülmelerini azaltmakta ve engellemektedir. Çinkonun, dokuların yenilenmesi ve yaraların iyileşmesi üzerindeki etkileri ile cilt sağlığını koruyan önemli bir mineral olduğu bilinmektedir. Ciltte meydana gelen akne, sivilce, alerji ve yaralar, bu element ile azalmakta ve yok olmaktadır. Cilt problemlerini önlemek için sağlıklı beslenme büyük önem taşımaktadır. Beslenme içerisine eklenen kırmızı et, deniz ürünü ve sebzeler de cildin kendini koruması ve yenilemesini desteklemektedir. Hamilelik sürecinde mutlaka yeterli çinko alınması gerekir. Gebelikte çinko alımı anne ve bebek sağlığı için hayati öneme sahiptir. DNA’nın işlevi ve tamiri için çok önemli olan çinko, hücrelerin gelişim hızını da etkiler. Bu nedenle doktorlar, hamilelik döneminde çinko eksikliği yaşayan kadınlara beslenme önerilerinde bulunur ve ek takviye almalarını önerirler. Günlük alınması gereken çinko miktarını dengelemek için bolça sebze tüketmek gerekir. Çinko da günlük olarak alınması gereken minerallerden biridir. Çinko eksikliği, beslenme ve yaşam alışkanlıklarına göre meydana gelmektedir. Bazı bireyler, sahip oldukları alışkanlıklara ve durumlara bağlı olarak çinko eksikliği yaşayabilmektedir. Çinko eksikliğinin başlıca nedenleri şunlardır: Alkol Kullanan kişilerin çoğu, çinko eksikliği yaşamaktadır. Nedeni ise alkolün, çinkonun vücutta işlenme sürecini olumsuz etkilemesidir. Vejetaryen olan bireyler, kırmızı et ve deniz ürünlerinden uzak kaldığı için vücut gerekli olan çinkoyu alamamaktadır. Bu nedenle çinko içeriği bulunan sebzeler bol miktarda tüketilmelidir. Demir takviyesi; Yüksek demir, çinko emilimini baskılamaktadır. Demir taksiyesi alan kişilerinde yeterli çinko emilim sağlamaması nedeni ile eksiklik olur Orak hücre hastalığı; Kalıtsal bir kan hastalığı olan orak hücre hastalığı, çinko eksikliğine neden olan durumlardan biridir. Gastrointestinal hastalıklar; Reflü, gastrit, mide ülseri ve kanamaları, ishal, hazımsızlık gibi hastalıklar, çinko eksikliğini meydana getirmektedir. Çinko eksikliğinin belirtileri Vücuttaki yaraların yavaş iyileşmesi Saç dökülmeleri Kronik yorgunluk Sürekli ishal problemi Tırnaklarda oluşan beyaz noktalar Büyüme ve gelişme yavaşlığı Yaşa bağlı ortaya çıkan görme kaybı (Makula Dejenerasyonu) Zayıf bağışıklık sistemi Tat ve koku duyularının bozulması Anemi hastalığı Akne ve sivilce oluşumu Cilt kuruluğu
Kasım Gültekin/Elektrik Teknisyeni
http://kizilderiliatesi.com info@kizilderiliatesi.com

